29 Aralık 2012 Cumartesi

Doğru tercih ve kaderin sürprizi

2 Haziran 2011 Perşembe
Kadroya yerleşmek ve eğitim gördüğüm ve yaşamımın her bir parçasını bağladığım güzel bölümümün görevlisi olarak hayatımı sürdürmek yıllardır hayalimdi. Her türlü zorluğu, maddî manevî her sıkıntıyı göze aldım, beni dibe vuran her olay ve kişiyi onun uğrunda hayaller kurarak ve ondan güç alarak terk etmiştim.
Belki 7. belki de 8. kadro denememdi. Bir telefon geldi. Başka bir şehrin bir üniversitesinde ders vermem için hocam tarafından adım önerilmişti. Bu sefer olacak bir işti. Ama ne garantisi, ne devamı, ne de parası olmayınca, gitmek üzere olduğum Erasmus programından dönmemeye kadar verdim. Biliyordum ki Polonya’dan döndüğümde, başlamama değecek, en azından geçindirmeye yetecek ve kadrolu bir iş olacaktı. Buna inanıyordum. Elbette eksiklerim ve öğrenmem gerekenler vardı ama benim esas yerim orası değildi, yurt dışında araştırma yapmamı engelleyip burada kalmamı sağlayacak kadar getirisi olan bir şey değildi. Bir önceki çizdiğim yolu ve bir gün bana mutlaka gelecek olan bu tekliften daha iyisini beklemeye karar verdim. Çünkü para kazanmayacaktım ama eminim ki yurt dışında 9 ay kadar yaşamak ve okumak, araştırma yapmak, hem eğitimim için, hem de tek başına ve anavatandan uzakta bir yaşamı deneyimlemek için harika bir fırsattı. İçimdeki ses bana gitmemi söylüyordu, orada bir şeyler, yepyeni ve bambaşka şeyler beni bekliyordu. Dahası her sene yaşadığım psikolojik buhranlar, insanlardan dolayı acı çekmeler belki beni bir daha bu yola baş koydurmayacaktı. Hayatıma ve duygularıma bu anlamda güvenmediğimden, yaşamımın bir sene sonrasında isteklerimin, bana şevk veren şeylerin, içimdeki gücün ve azmin ne boyuta çıkacağından ya da ineceğinden bihaber olduğum için, o anki kararlılığımın ve isteğimin peşinden gitmem gerektiğini biliyordum. Çünkü milyonlarca kez güçlü olma kararına varsam da, onlarca çeşit affetme metotlarıyla herkesi her şeyi affetsem de, beni üzecek, aşağı çekecek ya da bana uygun olmayacak kişileri artık yanıma yaklaştırmasam da, seneye hangi durumda olacağımı, bu fırsatı değerlendirebilecek durumda olup olmadığımı önceden bilemezdim. Tüm bunların yanı sıra, duygusal ve yaşamsal olarak en tepeyi de en dibi de görmüş biri olduğum için yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey de şuydu: nerede yaşayacağına, kiminle evleneceğine, ne iş yapacağına karar verebilirsin. Ama hangi kararları alırsan al, onu uygulamak için her zaman aynı güce ve fikre sahip olup olmayacağını bilemezsin. Yarın hangi duyguları ve düşünceleri yaşayacağına karar versen de, yeminler etsen de, bunların bozulup bozulmayacağını, ne kadar süre seni her türlü olumsuz düşünceden uzak tutacağını bilemezsin. Yani hangi deneyimleri hayatına sokacağını, bunların sana olumlu ya da olumsuz neler getireceğini ve o ruh haliyle hangi yöne sapacağını bilemezsin. O yüzden, elinde bugün değişik ve iyi bir fırsat varsa, yıllardır beklediğin başka bir teklif gelse de, gitmemeye değecek şartlara ve kalıcılığa sahip değilse, gidilen yoldan dönmemek bence daha mantıklı.
   Ekim 2013
Aradan tam iki yıl geçti. Aynı iş için temmuz ayında kadro açıldı. Gel de buna kader deme, kısmet deme, sınavlara girdim ve kazandım, işe ben yerleştim :) Zamanında iç sesimi dinleyip önümdeki fırsatı kaçırsaydım belki şu an bu konumda bile olmayacaktım. Çünkü her adım ve fırsat bir sonraki adımın sebebi, tabii doğru değerlendirilebilirse... Yani sözün özü, o an hangi fırsat daha ele geçmez ve daha değerliyse onu seçin, diğeri hayatınızda yer alacaksa bir şekilde ve bir zamanda çok güzel paketlenmiş ve sağlamlaşmış halde gelip sizi buluyor, eski halinden de bin kat güzel ve değerli oluyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder